16 Eylül 2010 Perşembe

YAVAŞ KAN DOLAŞIMI – YAVAŞ NABIZ ÖMRÜ UZATIYOR

By: Otçu Kız On: 18:00:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Kalbimiz günlük ortalama 100.000 defa atıyor. Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre; nabzın yüksek olması insanoğlunun bu en güçlü kaslarının sağlığını doğrudan etkiliyor. Yani kalp ne kadar hızlı atarsa, kalp krizi riski o kadar artıyor.

    UYKU BOZUKLUKLARINI TANIYIN VE DOĞRU TEDAVİ UYGULAYIN

    By: Otçu Kız On: 17:58:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Öyle görünüyor ki, sağlıklı ve düzenli uykuya artık ender rastlanıyor.
    Alman’ların yaklaşık yüzde 40’ı uykuyla ilgili problemlerden
    şikâyetçi, yaklaşık yüzde 10’u ya da 15’i de tedavisi olmayan uyku
    bozukluğu yaşıyor. Bu rahatsızlıkların altında neden olarak stres
    ve endişe yatıyor, hatta bu rahatsızlıkların bazı alışkanlıklardan
    kaynaklanması da ender rastlanan bir durum değil: Monoton hayatla
    birlikte ‘’içimizdeki saat’’ e karşı çıkıyoruz.

    RENK KÖRLÜĞÜ AĞIRLIKLI OLARAK ERKEKLERDE OLUYOR

    By: Otçu Kız On: 17:47:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • En çok rastlanan renk görme bozuklukları
    doğuştan bozukluklardır ve ağırlıklı olarak
    erkeklerde görünür. Erkeklerin yüzde
    8’inde bu tür bozukluklar varken kadınların
    sadece yüzde 0,4’ünde var. Yeşil renk görme
    bozukluğu en yaygın (bütün hastaların yüzde
    ellisi). Bundan sonra yeşil renk körlüğü (% 25),
    kırmızı renk körlüğü (% 15) ve kırmızı renk
    görme bozukluğu geliyor.

    AĞRI VEREN HAREKETLER – KAS VE EKLEM ȘİKAYETLERİ

    By: Otçu Kız On: 17:25:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Hareket organların ağrı vermesi, insanlık var olduğundan beri bir problem
    oluşturuyor. Kafesotunun ağrıyı dindiren etkisi çoktan keşfedilmiştir. Ağır kemik
    yaralanması gibi durumarda bile şifalı ve ağrı dindiren etkisi sayesinde lakabı kısa
    zamanda “kemik şifası” olmuştur.


    İster kas veya eklem ağrısı ister kas gerilemesi,
    sıyrık veya hematom olsun, bütün bu durumların
    paylaştığı bir tarafı var: hareket etmek işkence
    gibi ağrı veriyor. Çok sayıda yapılan araştırmalar,
    kafesotunun içerdiği doğal etkenlerin ağrı dindiren
    ve yara ilileştiren efektif bir etki gösterdiğini
    onaylamış durumda. Özellikle akut burkulmalar
    gibi ağrılı yaralanmalarda bu terapinin etkililiği
    ispatlanmıştır. Prag üniversitesinde 200 hasta üzerine
    yeni yapılan bir araştırmanın sonucu, travma
    kafesotu merhemi (kullanılan merhem: Traumaplant,
    reçetesiz eczaneden alınabilir) ağrılı olan ayak bileği
    burkulması durumlarında çok çabuk etki gösterdiğini
    kaydetmiştir. Hastalanan eklemin hareket kabiliyeti
    de çok çabuk iyileşiyor. Dolayısıyla hastalar, eklemi
    çok daha erken kullanabilir.
    Modern bilim, etkiyi onaylamakta
    Travma kafesotu merhemi, gerekli olan miktarda cilde
    sürüldüğü ve ovarak yedirildiği zaman, çok ağır
    ve kronikleşmiş omuz, sırt, ense ve eklem ağrılarında
    çabuk ve efektif bir etki gösterir. Traumaplant, göze
    çarpan ağrı dindiren, iltihap ile şişme giderici ve şifalı
    etkisi sayesinde “Bundesverband Deutscher Apotheker”
    (Alman Eczanecilerin Federal Derneği) tarafından
    resmi olarak “Schmerzsalbe des Jahres 2009”
    (2009 yılının ağrı merhemi) olarak ödüllendirmişti.
    Bir temsili ankete göre, bir sürü klinik testi yapılan
    bitkisel ilaç Almanya’daki eczanelerde en çok tavsiye
    edilen ağrı merhemi olarak geçiyor. Bu, hiç şüpesiz
    merhemin dört yaştan itibaren çocuklar için de
    uygun olduğundan kaynaklanıyor. Anababalar için
    bu iyi bir haber.

    14 Eylül 2010 Salı

    Yoğurt Çiçeği bitkisi hakkında

    By: Otçu Kız On: 22:21:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • YOĞURT ÇİÇEĞİ (Anthemis altissima L. )
    Çiçekler 12 - 15 mm çapında hemen hemen yalnız dil biçimindeki çiçeklerden oluşmuş, beyaz renkli, çiçek tablası yarım küre biçiminde ve içi doludur. Özel, kuvvetli kokulu ve acı lezzetlidir. Bileşiminde uçucu yağ, müsilaj ve rezin bulunur .

    Yoğurt çiçeğinin halk arasında mide ağrısı ve ülsere karşı kullanıldığı söylenmiştir. Ayrıca çiçeklenme geçerken toplanıp kurutulduktan sonra kaynatılıp bir ölçeğinin su dolu bir leğene eklenip ayakların içinde bekletildiği ve bu yöntemin kaşıntıya karşı kullanıldığı ifade edilmiştir .

    SAFRAN BİTKİSİ ETKİ VE KULLANIM ALANLARI

    By: Otçu Kız On: 06:00:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Bir gramı kendi ağırlığının 100.000 katı sıvıyı renklendirebilen zâferân,
    bileşimindeki maddelerle doğal bir koku ve renk verici olarak gıda, boya, tekstil ve ıtriyat
    sanayisinde kullanılmaktadır. Türk mutfak kültürünün de en eski baharatlarından biridir.
    Osmanlı döneminden beri zerde, aşure, lokum vb. tatlıların malzemeleri arasındadır.
    Zâferânın en köklü kullanım alanlarından biri de tıptır. Eski tıbba göre sıcak/kuru
    bitkilerdendir ve tarçın gibi o da yumuşaklığı sebebiyle farklı pek çok rahatsızlığa iyi gelir.
    Vücuda zindelik ve ferahlık verir. Uykuyu düzenler, sinir sistemini yatıştırır/uyarır, hafakanı
    önler ve neşelendirir. Yelleri dağıtır, kalp çarpıntılarını giderir. Ter ve idrar atımını
    hızlandırarak zayıflatır. İştah kesici ve mîdevîdir. Hazmı kolaylaştırıcı ve kas gevşeticidir.
    Tıkanıklıkları açar, kaşıntıyı keser, astım ve öksürüğü tedavi eder. Kulak ağrısını geçirir;
    çiğnendiğinde diş etlerini, sürme gibi sürüldüğünde gözleri kuvvetlendirir. Fazla miktarlarda
    alınırsa baş ağrısına, şarapla birlikte içilirse baygınlığa sebep olur. Koklansa dahi erkeklerde
    afrodizyak özelliği gösterir. Kadınlarda ise bilinen en eski adet söktürücü, düzenleyici ve ağrı
    gidericilerden biridir. Frengi ilaçlarının terkibinde muhakkak bulundurulur. Modern tıpta
    uygun görülmemekle birlikte eskiden hamileliklerde de yaygınca kullanılır. Belli oranlarda
    içilen zâferân doğumun vaktinde gerçekleşmesine, hamile kadının boynuna asılan zâferân
    macunu da kolaylıkla doğurmasına yardımcı olur. Toz veya macun halinde ya da
    sulandırılmış şekilde alınan zâferân, kimi zaman da acı badem yağı, kereviz suyu, papatya
    tozu, güherçile, pelin, bal vb. ile birlikte ilaç terkiplerine katılır. 16. yüzyılın hekim
    şairlerinden Nidâî, Dürr-i Manzûm adlı tıp eserinde devâ-i misk mâcûnu, hükemâ helvası,
    kabız-ishal ilaçları ve tiryâk hazırlanırken kullanılacak bitkiler arasında zâferânı da sayar.

    KUŞ OTU YEMEKLERİ

    By: Otçu Kız On: 04:25:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • STELLARİA MEDİA ( KUŞ OTU, SERÇE DİLİ, SERÇE YÜREĞİ, DOLAŞTIK, KUŞ AYAĞI, TAVUK OTU)

    DOLAŞIK BÖREĞİ (İlker DAMAR, Edirne, 1996)

    MALZEMELER: 1 kg serçe dili, 250 gr peynir, 1 fincan pirinç, 5 adet yufka, 2 yumurta, 300 gr yoğurt, yeteri kadar yağ ve tuz.

    HAZIRLANIŞI: Serçe dili yıkanarak ince ince doğranır. İçine önceden hazırladığımız şişirilmiş pirinç ve peynir ilave edilir. Daha sonra tepsi hafif yağlanarak yufkalar dizilmeye başlanır. Aralarına hazırlamış olduğumuz iç konur. Üzerine de çırpılmış yumurtalar ve yoğurt karışımı sürülerek fırına verilir (Tarif: F. TOPÇU).

    KUŞ OTU SALATASI (Ahmet Faruk DEMİR, Tokat, 1997)

    MALZEMELER: 300–400 gr çiçeksiz bitki, 250 gr haşlanmış patates, 1 bağ yeşil soğan, 1 demet maydanoz, 1 adet limon, 1 tatlı kaşığı karabiber, yeterince yağ ve tuz.

    HAZIRLANIŞI: Toplanan bitki bol su ile yıkanır. Bir kaba 2 litre kadar su konularak bunun içine 3–4 çorba kaşığı tuz atılır ve yıkanan bitki diğer işlemler sırasında bu su içinde bekletilir. Haşlanan patatesler geniş ağızlı bir rendeden geçirilir. Bunun üzerine yeşil soğan ve maydanoz ince ince kıyılır, karabiber ve tuzu atılır. En son serçe dili bitkisi alınarak süzülür o da ince ince doğranıp üzerine limon sıkılır, hafif karıştırılıp servis yapılır (Tarif: Sudiye KARA).

    SERÇE DİLİ KATMERİ (Musa YANAR, Manavgat-Antalya, 1995)

    MALZEMELER: 400 gr serçe dili, 400 gr çökelek veya peynir, 4 yufka, 2 yumurta, yeteri kadar tereyağı ve tuz.

    HAZIRLANIŞI: Serçe dili ince şekilde doğranır, çökelek ve tuzla karıştırılır. Önceden hazırlanmış yufkanın iç yüzeyine tereyağı sürülür. Hazırlanan karışım yufkanın dörtte birinin üzerine yayılır. Onun üzerine çırpılmış yumurta eklenir ve yufkanın bir tarafı kapatılır ve tekrar karışım ve tereyağı eklenir ve tamamen kapatılır. Genişçe bir tava alınır içerisine tereyağı konulur. Hazırlanan yufka tavaya yerleştirilir. Yufkanın içerisindekiler pişinceye kadar kısık ateşte tutulduktan sonra diğer tarafı çevrilir. Bu işlemler diğer üç yufka içinde tekrarlanır (Tarif: Rahime YANAR).

    TARA TUR (Suham AYDIN, Samandağ-Hatay, 1996)

    MALZEMELER: 250 gr bitki, 1 baş sarımsak, 2 limon, 2 yemek kaşığı tahin, yeteri kadar tuz.

    HAZIRLANIŞI: Yıkanarak ince ince kıyılmış bitki geniş bir kaba konur. İnce kıyılmış sarımsak ve limon suyu bitki üzerine eklenir. Bunların üzerine tahin eklenerek r. Birbirleriyle bütünleşinceye kadar karıştırılır. Yeteri kadar tuz eklenerek servis yapılır. İstenirse ekmek üzerine sürülerek servis yapılır (Tarif: Zekiye GÜLBOL).

    SERÇE DİLİ SALATASI (Sultan TOPUK, Gaziantep, 1996)

    MALZEMELER: 500 gr genç dönemde toplanmış serçe dili, 1 adet domates, 1 adet salatalık, 1 küçük soğan, 2 yemek kaşığı sıvı yağ, limon, biber ve yeterince tuz.

    HAZIRLANIŞI: Bitki temizlenir ve doğranır. Bir kaba alınır. Domates, salatalık ve soğan ince ince doğranır ve karıştırılır. Yeterince tuz, limon, biber ve yağ eklenir. Yemeğin yanında servis yapılır (Tarif: Ayşe TOPUK).

    HAVUÇ ÇEŞİTLERİ

    By: Otçu Kız On: 01:24:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • TURUNCU HAVUÇ: Bağışıklık sistemi ve göz sağlığı üzerinde etkilidir. Beta ve Alfa Karoten içerirler. Avrupa ve Orta Doğu menşelidir

    SARI HAVUÇ: Göz sağlığı, akciğer ve diğer kanser çeşitlerine karşı koruyucu bir etkisi vardır. Ksantofil (sarı pigment) ve lutein içerirler. Orta Doğu menşelidir.

    BEYAZ HAVUÇ: Sindirim sistemi üstünde düzenleyici etkisi vardır. Pigment içermezler. Afganistan, İran ve Pakistan menşelidir.

    KIRMIZI HAVUÇ: Domates ve karpuzda da bulunan likopen maddesi içerir. Bu madde kas aşınımını, kalp rahatsızlıklarını ve özellikle prostat kanserini engeller. Kökeni Hindistan ve Çin’dir.

    MOR HAVUÇ: İç tarafı genellikle turuncudur. Turuncu havuçlara nazaran daha çok beta karoten içerir. Güçlü bir antioksidandır ve kalp rahatsızlığı riskini azaltır. Kökeni Türkiye, Ortadoğu ve Uzakdoğu’dur.

    SİYAH HAVUÇ: Anti bakteriyel ve anti fungisid özelliği vardır. Tohumundan elde edilen yağ, kaşıntıyı engeller ve saç çıkmasına yardımcı olur. Kökeni Türkiye, Ortadoğu ve Uzakdoğu’dur.

    13 Eylül 2010 Pazartesi

    ÖKSÜRÜK OTU, KABALAK, FARFARA OTU

    By: Otçu Kız On: 23:33:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Tussilago farfara (ÖKSÜRÜK OTU, KABALAK, FARFARA OTU): Çok yıllık, rizomlu, otsu bir bitkidir. Geniş
    yapraklı, yapraklarının alt yüzü beyaz tüylüdür. Sarı çiçeklere sahiptir. Rutubetli yerlerde, ormanlık
    alanlarda, dere kenarlarında yetişir. Yaprakları et dolması veya sarmasında ve sapları da turşu olarak
    kullanılır.
    Tıbbi etkisi: Öksürük kesici ve solunum organlarında yumuşatıcı, balgam sökücü etkiye
    sahiptir (Asımgil, 1993; Baytop, 1999). Toksik etkisine rastlanılmamıştır

    Gelin Parmağı, diğer adıyla Çoban Ekmeği bitkisi ve faydaları

    By: Otçu Kız On: 23:32:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Sempervivum armenum (GELİN PARMAĞI, ÇOBAN EKMEĞİ): Çok yıllık, otsu bir bitkidir. Yaprakları
    rozet formunda, mızrak biçiminde, etli ve sapsızdır. Sarı çiçeklere sahiptir. Kaya çatlaklarında, taş
    aralarında ve duvarlarda yetişir. Yaprakları çiğ olarak tüketilir.
    Tıbbi etkisi: Haricen yaralara iyi
    geldiği bilinmektedir (Tanker ve ark. 1998). Toksik etkisi: Toksik etkisi bilinmemektedir.

    Tavşan Otu bitkisi tanımı ve tıbbi etkisi

    By: Otçu Kız On: 23:11:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Heracleum paphlagonicum (TAVŞAN OTU): 100-200 cm boylanabilen, çok yıllık, otsu bir bitkidir. Bitkinin alt tarafındaki yaprakları saplı ve parçalıdır. Beyaz çiçeklere sahiptir. Ormanlık alanlarda,
    kayalık yamaçlarda, tarla ve dere kenarlarında sıkça rastlanır. Gövdesi çiğ olarak yenir ve turşusu yapılır.
    Tıbbi etkisi: Tıbbi etkisi konusunda herhangi bir bilgiye rastlanılmamıştır. Bitki fototoksik etkiye sahiptir. Cilde temasta lokal dermatite yol açar (Zeybek ve Zeybek, 1994).

    DANA BAĞIRTAN, KARACA OT, AK ÇÖPLEME

    By: Otçu Kız On: 23:09:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Helleborus orientalis (DANA BAĞIRTAN, KARACA OT, AK ÇÖPLEME): 50 cm kadar boylanabilen çok
    yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları dar eliptik, uzun saplı, alt yüzeyleri tüylüdür. Kışın yapraklarını
    dökmemektedir. Yeşilimsi beyaz çiçeklere sahiptir. Ormanlık alanlarda ve çalılıklarda yetişir.
    Kurutulmuş kökleri suyla kaynatılmak suretiyle haricen kullanılır. Deride bulunan bit, pire, kene ve
    uyuz gibi parazitlerin yok edilmesinde kullanılır.
    Tıbbi etkisi: Rizomlarında bulunan Hellebrin
    glikozidi kalp kuvvetlendirici ve kan dolaşımı bozuklarında etkilidir. Halk veteriner hekimliğinde
    rizomdan kesilen parçalar, sığırların göğüs derisi altına, küçük baş hayvanların kulak derisine konarak

    ŞEKER HASTALIĞI (DİYABET) İÇİN ŞİFALI KÜRLER

    By: Otçu Kız On: 06:47:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Pek çok kişinin ve özellikle çocukların, gereğin-
    den çok ve sağlıksız beslenmeleri, bu hastalığın
    başlıca nedenlerinden birisidir. Yani yalnızca
    yetişkinler şeker hastası değil, ne yazık ki hastaların
    arasında pek çok çocukta pankreas hastalığı,
    dolayısıyla da şeker hastalığı çekmektedir.
    Çağımızın çeşitli hastalıklarına bakacak olursak,
    varlıklı olmanın her zaman iyi sonuç vermediğini
    görürüz. Ekmek sepetini biraz daha yükseğe asmalı,
    sofralarımızın zenginliğini azaltmalıyız.
    Şeker hastalarına, pankreası uyarıcı ve bu yolla
    şeker hastalığının oluşma nedenlerini ortadan
    kaldıracak ilaçlar olarak;

    1) Üç ölçü Karanfil Kökü, birer ölçü Çobanüzümü
    (Yaban mersini) ve Böğürtlen Yaprağı, üç ölçü Altuni
    Parmakotu, iki ölçü kurutulmuş Yeşil Fasulye
    Kabuğu
    Bu bitki karışımından bir çay kaşığı dolusu, bir
    fincan kaynar suda haşlanır ve demlenmesi için üç
    dakika beklenir. Günlük miktar, bir buçuk-iki litredir.
    Çobanüzümü yapraklarının etkisi, toplanış biçimine
    göre değişir. Bu yapraklar yalnızca meyvelerin olgun-
    laşmasından önce toplanmalıdır. Doğru zamanda
    toplandıkları takdirde, şeker hastalığına kesinlikle iyi
    geldiği klinik deneylerle kanıtlanmıştır. Meyvelerin
    olgunlaşmasından önce toplanan Çobanüzümü
    yapraklarının içerdiği myrtrillin'in yalnızca şeker sal-
    gısını normal düzeye indirmekle kalmayıp, hastalığı
    tümüyle iyileştirebildiği de kanıtlanmış bir gerçektir.
    Bitkinin yapraklarındaki myrtrillin, haklı olarak
    "Bitkisel İnsülin" olarak tanımlanmaktadır. Bitki
    yapraklarının bu eşsiz gücüne karşın, onun çayıyla
    yapılacak tedavi sırasında doktor kontrolünü ihmal
    etmemek gerekir. Doktor kontrolü, ne olursa olsun
    yaptırılmalıdır. Diğer yandan çayı hazırlamak için bir
    çay kaşığı Çobanüzümü bir bardak suda kaynatılır
    gün içinde bir ölçek içilir. Çok uzun süre kullanılma-
    malıdır.

    2) Şeker oranının düşürülmesi için Kereviz de
    önerilebilir.

    3) Eski bir halk ilacı da, çiğ Lahana Suyu veya
    her gün yenen taze Havuç tur.

    4) Ekmeğin üstünde Soğan ve Sarımsak yemek-
    te şeker oranını düşürmede yardımcı olur.

    5) Dört yemek kaşığı dolusu Çobanüzümü
    yaprağı (Meyveleri olgunlaşmadan toplanacak) iki
    litre soğuk suya akşamdan koyulup, ertesi sabah bu
    miktarın yarısı kaynatılır ve ikinci soğuk yarısı ile
    karıştırılır. Bu sıvıdan günde üç fincan içilir.

    6) Isırgan Otu'nun da pankreas üzerinde çok
    olumlu etkisi vardır. Kandaki şeker oranını düşürür.
    Bu durumda eczanelerden veya ecza depolarından
    (Avrupa Ülkelerinde) alınacak Isırgan Otu Özü kul-
    lanılmalıdır. Bu öz Ülkemizde aktarlarda, büyük mar-
    ketlerde veya şifalı bitki satan yerlerde bulunabilir.

    7) Eğir Kökü tüm pankreas rahatsızlıklarına iyi
    geldiği için, şeker hastalığını da iyi edebilir. Bir fincan
    soğuk suya, bir silme çay kaşığı Eğir Kökü akşamdan
    koyulur, sabahleyin hafifçe ısıtılır, süzülür ve her
    yemekten önce ve sonra birer yudum içilir. Yalnızca
    bu altı yudum Eğir Kökü, şeker hastalarınca rahat-
    latıcı bulunabilir.

    8) Mürver Yaprakları ve Filizleri de çay olarak
    şeker hastalığına karşı önerilir. Mürver, en eski halk
    ilaçlarından biridir.

    9) Karahindiba (Taraxacum officinale): İlkbahar
    başlangıcında kırlarda ve çayırlarda yavaş yavaş
    kendilerini göstermeye başladıklarında kökünden
    kesilen bitki güzelce yıkanır ve ilk salata olarak
    hazırlanır. Şeker hastaları ilkbaharda öğle ve akşam
    olmak üzere bu salatayı her gün yemelidirler.
    Hindiba'lar çiçeklendiklerinde de, bedendeki şekeri
    atmak için dört haftalık kür uygulanmalıdır. Saplar
    çiçekleri ile birlikte toplanarak yıkandıktan sonra
    çiçekler koparılır. Günde 10-15 çiçek sapı çiğ olarak
    yendiğinde, şeker normal düzeye inecektir. Saplar
    başlangıçta acı bir tada sahiptirler ama bu tada
    zamanla alışılır.

    10) Ökse Otu (Viscum alba): Pankreasa karşı çok
    etkili olduğu için, ökseotu çayı sayesinde, şeker
    hastalığının nedeni ortadan kalkar. Ökseotu çayı,
    bitki geceden soğuk suya koyularak hazırlanır.
    Başlangıç olarak, üç fincan soğuk suya üç çay kaşığı
    bitki kullanılır. Birkaç hafta sonra iki fincana ve daha
    sonra da bir fincana inilir. Şeker hastalığına iyi gelen
    daha başka sebzelerin çıktığı ilkbaharda da, bir süre
    için çay içmeye ara verilir. Ökseotu Ekim başından
    Aralık ortasına kadar ve Mart başından Nisan sonuna
    kadar şifalıdır. Bu zamanlar içinde toplanmalıdır. En
    şifalı olanları meşe ve kavak ağaçlarında yetişenlerdir.
    Ama çam ve meyve ağaçlarında yetişenleri de
    şifalıdır. Yapraklar ve küçük saplar iyice kıyılır.
    Bitkinin beyaz meyveleri kullanılmamalıdır.

    11) İsveç Şurubu da pankreası çok iyi etkilediği,
    hatta iyileştirdiği için, şeker hastalığında da önerilir.
    Günde üç kere biraz bitki çayının içine bir çay kaşığı
    olarak alınmalıdır. Şurubun olağanüstü derin etkisi
    gözönüne alınarak, ayda bir kere olmak üzere,
    pankreas üstünde dört saat süreli bir İsveç Şurubu
    kompresi uygulanması önerilir.

    12) Yabani Hindiba çiçekleri ve sapları da şiş-
    manlığa karşı başarı ile kullanılır. Bu çaydan günde
    iki fincan içilmelidir. Taze Hıyarın sıkılmış suyu, kan-
    daki şeker oranını düşürdüğü için özellikle önerilir.

    13) İskorçina'da aynı Kuşkonmaz gibi, çok değer-
    li bir diyet sebzesidir. Çok az karbonhidrat içerdikleri
    için, her iki sebze de şeker hastaları için çok değerli
    bir diyet besinidir. İskorçina, sebze bahçelerinde
    yetiştirilir ve yabani cinsleri ile ilgisi yoktur.

    14) Şeker hastaları için Yeşil Pırasa Yaprağı da
    çok etkilidir. Yaprak uçlarına kadar ince kıyılarak
    akşamları ekmek üstünde yenilmelidir. Öğle yemek-
    leri için Pırasa Salatası da önerilebilir.

    15) Çok Lezzetli ve Yararlı Bir İçki: Yeşil uçlarına
    kadar ince kıyılmış 500 gr. Pırasa yaprağının üstüne
    0,7 litre buruk beyaz şarap dökülür ve ağzı kapalı
    olarak 24 saat bekletilir. Süzüldükten sonra şişelere
    doldurulur ve sabah akşam birer yudum içilir. Geriye
    kalan posa ekmek üstünde yenebilir.

    16) Büyücek üç baş Sarımsak ezilerek bir şişeye
    koyulur ve üstüne konyak doldurulur, 10-14 gün
    bekletilir. Her gün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı
    alınır.

    17) Aslanpençesi (Alchemilla vulgaris): Aslan-
    pençesi çayını şeker hastaları sık sık içmelidir.
    Çayın Hazırlanışı: Bir çay fincanı suda bir çay
    kaşığı bitki, yalnızca haşlanır ve demlenmesi için
    kısa bir süre (3-5 dk) beklenir. Yemekler arasında
    günde 3 fincan içilir.

    18) Ceviz Ağacı (Junglans regia): Şeker hastalı-
    ğında Ceviz yaprağı çayı kullanılır. Taze yaprakları
    Haziran ortasında toplanmalıdır.
    Çayın Hazırlanışı: Bir çay kaşığı suda ince kıyılmış
    Ceviz yaprağı, çeyrek litre kaynar suda haşlanır ve
    demlenmesi için kısaca (3-5 dk) beklenir.

    19) Enginar (Cynera scolymusL.) menekşe
    renginde çiçekli)
    Karaciğer yetersizliklerine karşı etkilidir. Ne
    kadar bol ve çok yenilirse bitkinin etkinliği ve ağız
    tadı o kadar artar.

    20) Ağaççileği (Rubus ıdaeusL.) taze meyve veya
    reçel olarak yendiği zaman şeker hastalarına yardım-
    cı olur. Karaciğeri rahatlatır.

    21) Elma (Pyrus malus L.) Pembe çiçekli Elma:
    Karaciğer hastalarına iyi gelir. Eğer kimyasal mad-
    delerle hiçbir işlem görmemiş olduğuna inanıyor-
    sanız soymadan kabuğuyla yiyin. Yoksa soyarak
    yenilmelidir.

    22) Acı Bakla (Lupinus albus): Şeker hastalarında
    kan şekerlerini azaltır. Olgun tohumları kaynar suda
    bir müddet tutulurlar. Gevşeyen kabuklar soyulup
    bakla yenir. Bu baklalardan 10-20 adet yenebilir.

    23) Ayçiçeği (Helianthus annuus): Ayçiçek kökleri
    kan şekerlerini artırmadığından şeker hastalarının bu
    kökleri bazı içeceklerinde doğal tatlandırıcı olarak
    kullanabilirler.

    24) Limonotu-Melisa Otu (Lippia citriodara):
    Şeker hastalığında kan şekerini düşürmek için içilir.
    30 gr. kuru limonotu 1 litre suda kaynatılır ve günde
    3 bardak içilir.

    25) Madımak (Polygonum cogratum) Şeker
    hastalarında kan şekerini düşürücü etkilere sahiptir.
    50 gr. kuru bitki 1 litre suda kaynatılarak günde 3-4
    bardak içilir.

    26) Mührüsüleyman=Kurtpençesi (Polygonatum
    multiflorum): Kan şekerini düşürücü etkiye sahiptir.
    30 gr. bitki 1 litre kaynar suda demlenir v e günde 3
    bardak içilir.

    27) Okaliptüs (Eucalyptus globulus): Şeker
    hastalığında kan şekerini düşürmek için kullanılır. Bu
    şekilde şeker hastalığı için kullanılan ilaçların dozu
    düşürülebilir. 30 gr. Okaliptüs yaprağı 1 litre kaynar
    suda 15 dk. demlenir ve bu sıvıdan günde 2-3 bar-
    dak içilir.

    28) Taflan Kocayemiş (Prunus laurocerasus):
    Taflan meyvesinden elde edilen tohumların toz haline
    getirilip sabah akşam 2 çay kaşığı alınması kan şek-
    erinin düşmesine yardımcı olur.

    29) Çobanüzümü Yaprağı, Fasulye, Keçisedefotu
    ve Tohumları ve nane karışımı şeker hastalığı
    tedavisinde kullanılır. Her birinden 20'er gram
    karıştırılır. 2 çorba kaşığı 500 ml. Kaynar suya atılır,
    20 dk. demlenir. Günde 3-4 fincan içilir.
    T
    üm bu şifalı bitkilerin ve diyet sebzelerinin uygu-
    lanması sonunda başarıya ulaşılabilmesi, ancak
    gerekli şeker diyetine uyulması
    sonunda gerçekleşe-
    bilir

    MAYDANOZ, KEKİK, NANE SAĞLIK İÇİN YARARLI MIDIR?

    By: Otçu Kız On: 05:26:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Maydanoz

    Maydanozun özel tat ve kokusu bileşiminde bulunan uçucu yağlar ve flavon glikozidi denen maddeden ileri gelir.maydanoz yaprağının çoğunluğu sudur. Bu nedenle enerji ve protein yönünden beslenmeye bir katkısı düşünülemez.maydanoz, a ve c vitaminleriyle diğer antioksidanlar yönünden çok zengindir.yemeklerin yanında yenen 5-10 tel (20g) maydanoz insanın günlük c vitamini gereksiniminin yarısını karşılayabilir.idrar söktürücü etkisi de bileşiminde bulunan flavon glikozidinden dolayıdır.potasyumdan zengin olduğundan, tuzun bileşimindeki sodyumu dengeleyerek tansiyon yüksekliğinde az da olsa, önleyici etkisi olabilir.

    Nane

    Nanenin özel tat ve kokusu bileşiminde bulunan mentol ve türevlerinden ileri gelir.naneden elde edilen nane yağı, koku emici ve ferahlatıcı olarak kullanılır ve az da olsa mikrop öldürücü etkinliği vardır.bileşiğindeki esanslar nedeniyle, mide bulantısına ve sindirim güçlüğüne iyi gelir. Bu gibi durumlarda nane kaynatılır, suyuna limon sıkılarak içilir.

    Kekik

    Kekiğin özel tat ve kokusu, timol ve karvakrol denilen ve uçucu yağlardan olan fenolik öğelerden ileri gelir.bileşimindeki etkin öğelerden dolayı, kekiğin antioksidan ve mikrop öldürücü özelliği vardır.bu nedenle, yağın oksidasyonunu önlemek için ete katılır ve ağız çalkalayıcılarda yer alır.
    Kaynatılarak elde edilen kekik suyu, mikrop kaynaklı ishallere iyi gelir.kekik esansı, nefes açıcı, öksürük azaltıcı olarak da kullanılır. Bunun yanında mide salgısını arttırdığından dolayı ülserde olumsuz etki gösterir.

    9 Eylül 2010 Perşembe

    ECZANEDEN ALINAN İLAÇLARLA BALGAM SÖKME

    By: Otçu Kız On: 06:05:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • İlk evredeki öksürük çeşidi, birçok hastanın da yanlış bildiği
    gibi, standart, kalıcı öksürükle alakalı değildir. Nezlenin başlangıcında
    henüz balgam oluşmaz ve birikmez. Soğuk algınlığı
    öksürüğünün ikinci evresinde, şiddetli öksürük krizlerinden
    en fazla üç gün sonra balgam üretimi başlar. O zaman da
    öksürük, alt solunum yollarındaki virüslerle dolu balgamın
    atılmasını sağlamaya çalışır. Fakat içeriye giremeyince, bakterilerle
    dolmuş olan salgı, bronşitlere, yani zararlı bakterilerin
    çoğalmasına uygun olan ortama dolar.
    Öksürüğün çeşitlerine bağlı olarak, öksürük ilaçları, ideal bir
    etki elde etmek için kendi ticari şekillerini düzeltmelidirler.
    Öksürüğün yanısıra boğazda kaşınma hissi olan hastalara, eczacılar
    tarafından öksürük şurubu yada boğaz pastili tavsiye
    edilmelidir. Her iki ilaç da sertleşmiş gırtlakta yumuşak bir etki
    bırakır ve her ikisinin de dezenfekte etme yada kısmi uyuşturma
    özellikleri vardır. Aynı zamanda evdeki gıdalar, örneğin
    ballı süt, adaçayı ve ballı şekerler de yıpranmış boğaz için
    ilaç etkisi görürler.
    Buna karşın boğaz semptomları, öksürük refleksini engellediklerinden
    dolayı öksürük giderici olma yetkileri yoktur. Çünkü
    devam eden öksürük, mekanik şiddetinden dolayı iltihap üretir
    ve hastalığı zayıflatır.
    Eğer öksürük, sümüksü evresine geçtiyse yada boğaz çevresi
    dahil olmadan hala bronşitlerde yer alıyorsa, artık yutulması
    gereken bazı ilaçların zamanı da gelmiştir demektir. Örneğin;
    mikrop öldürücü haplar yada damlalar. Sarmaşık ve kekik
    esansı, Asetilsistein yada Ambrol, balgamı sökerler ve öksürüğü
    hafifletirler. Bazı ilaçlar da günde bir kere alınmalıdır. Bu
    konuda eczacınız gerekli bilgiyi sizlere verecektir.

    KARAKAFES MERHEMİ

    By: Otçu Kız On: 04:48:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Taze karakafes kökleri incecik kıyılarak bir miktar su karıştırıldıktan sonra iyice ezilir. Merhem haline gelinceye kadar karıştırılır. Elde edilen merhem yara ve çıbanların üzerinde sürülerek sarılır. Romatizmalı mahallere bu merhem ile masaj tatbik edilmesi gerekir. Karakafesin hiçbir yen tesiri yoktur.

    ISIRGAN OTU İLE HORMON TEDAVİSİ

    By: Otçu Kız On: 04:05:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Bildiğiniz gibi insanlarda erkek ve kadın arasındaki farklı hormonlar tayin eder. Vücutta hormon düzensizliği varsa erkeklerde ses incelir. Sakallar çıkmaz. Kadınlarda ise aksi olur. Ses kalınlaşır. Çenede tüyler belirir. İşte bu gibi hormon bozuklukları Isırgan Tohumları ile hiçbir yan tesiri görülmeden tedavi edilebilir.
    Isırgan tohumları dişi ve erkek olarak ikiye ayrılır. Dişi tohumlar açık yeşildir. Erkek tohumlar ise koyu yeşildir. Burada yapılacak şey basittir. Isırgan tohumları toplanıp, bir kap dolusu üzüm şırası içine 1/6 Nispetinde bırakılır. Yani 1 ölçek tohum, 6 ölçek üzüm şırası.
    Bir hafta sonra bu mayiden sabah akşam günde iki bardak içilir
    DİKKAT EDİLECEK HUSUS: Erkeklerin dişi ısırgan tohumu, kadınların ise erkek ısırgan tohumu kullanmaları gerekir.
    Bir ay devam edilecek bu kürün sonunda hormon bozukluğunun tamamen ortadan kalktığı ve hiçbir yan tesir husule getirmediği görülecektir.

    8 Eylül 2010 Çarşamba

    LABRADORİT (SPEKTROLİT) TAŞI

    By: Otçu Kız On: 11:54:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Olgunluğu temsil eder. Sakinleştirici etkisi vardır. Öfkeyi azaltır.
    Labradorit siyah, kırmızı, sarı, turuncu, yeşil tonlarına sahiptir ve kendine has Labradoresans denilen parlaklığı vardır. İlk olarak 1770 yılında Kanada' daki Labrador sahillerinde bulunması sebebiyle adına Labradorit denilmiştir. 1900' lü yıllarda Finlandiya'dan çıkarılan Labradorit' lerin renk skalasının siyahla beraber daha zengin olduğu jeologlar tarafından farkedilerek Spektrolit adı verilmiştir. Spektrolit, Finlandiya'nın ulusal taşı olarak kabul edilmiştir.
    Labradorit' in hem jeolojik olarak hemde ticari açıdan çeşitli isimleri vardır. Bunlar şöyledir; Siyah Aytaşı, Karnatit, Plajioklas Feldspat, Opalin Feldspat, Labrador Feldspat, Labrador Aytaşı, Mauilit, Radauite ve Spektrolit. Labradorit kristalini, avucunuzda çevirdiğinizde size yansıyan renkleri görmeye değerdir. Yüksek sıcaklıklar altında oluşarak yolculuğuna devam eden bu kristal, evrensel yaşam enerjisini taşımakta da bir hayli etkilidir.
    Labradorit' in göz hastalıklarında tedavi edici özelliği vardır. Yüksek kan basıncını dengeleyebilme özelliğinden dolayı Hipertansiyon hastalarında kullanılır. Aynı zamanda anksiyete, gerilim tipi baş ağrıları, uyku dengesizliği, depresyon gibi hastalıkların tedavisinde de olumlu etkileri gözlenir. Sinir sisteminin devam eden tahribatıyla kişi üzerinde meydana gelebilen her türlü duygusal/ruhsal dengesizlikler için kullanılır.

    BASUR (HEMOROİT) İÇİN: MAYDANOZ YOĞURT ZEYTİNYAĞI KARIŞIMI

    By: Otçu Kız On: 08:45:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Bir deste maydanoz temizce doğranır. Bir bardak su içeri¬sinde hafif ateşte kaynatılır. Ateşten indirildiğinde bir yemek kaşığı yoğurt ve bir yemek kaşığı zeytinyağı konulur. Karşıtı rılarak tekrar pişirilir. Bir süre sonra bir kahve kaşığı kına ka¬tılarak yine hafif ateşte 10 dakika daha pişirildikten sonra indirilir. Pişmiş olan karışım iki parçaya ayrılır. Parçalardan birisi sıcak halde temiz bir bez üzerine yayılarak basur memesinin üzerine konulur. İkinci kışı ise, bir gün sonra yine yatarken aynı şekilde kullanılır.

    BASUR İÇİN SALATALIK ÇEKİRDEĞİ

    By: Otçu Kız On: 08:35:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Basur kanamalarına karşı 15 gram salatalık çekirdeği ezi^ lerek içildiği takdirde kanamaya engel olur ve hastalığı iyeliştirir.

    AĞIZ KOKUSUNUN GİDERİLMESİ, GÖZ VE KARACİĞER RAHATSIZLIKLARI İÇİN MAYDANOZ

    By: Otçu Kız On: 08:34:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Maydanoz (C), vitamini bakımından çok zengin olan bir bitkidir. Yiyeceklere çeşni vermek için kullanılan bu bitki ağız kokularını giderir, göz rahatsızlıklarına ve karaciğer hastalıklarına iyi geldiği gibi, romatizmaya da iyi gelmektedir. Çiğ yenilmesi tercih edilmektedir.

    AYAK TERLEMESİ VE YANMASI İÇİN ADAÇAYI

    By: Otçu Kız On: 08:26:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • (Buradaki ayak yanması, ayağın sinirsel olarak ateşlenmesi anlamındadır).
    . Bir avuç ada çayı bir litre su içerisine konularak kaynatılır. 10 dakika bekletildikten sonra içerisine bir parça bal bırakılır. Günde bu sudan iki fincan içildiği takdirde insanı hem zinde-leştirir, hem de ferahlatır. Yalnız ada çayının mutlak surette emaye bir kapta hazırlanması gerekir.
    Ayak terlemelerinde ve sinirsel olarak ayak tabanlarında oluşan harareti gidermek için içerisine ada çayı atılmış ılık bir suda ayakların on daikika bekletilmesi çok yararlıdır.
    Ayrıca banyo suyuna bir miktar karıştırılan ada çayının yorgunluğu giderdiği ve sinirleri yatıştırdığı görülür.
    Ayak parmaklarının kaşıntısı için: Lahana
    Ayak parmaklarında meydana gelen ve insanı son derece tedirgin eden kaşıntıyı tedavi etmek için haşlanan lahananın suyu kullanılır. Bu su ılık hale gelince ayaklan içerisine koyarak soğuyuncaya kadar bekletmeli ve tedaviye en az bir hafta süreyle devam etmelidir.

    Devedikeni tohumunun faydaları

    By: Otçu Kız On: 03:23:00
  • Yazıyı Paylaşın
  • Devedikene tohumu içerisindeki silimarin’nin karaciğer etkileri üzerine yapılan araştırmalar ve klinik deneyler , bu maddenin vücudumuzun ikinci büyük organı olan karaciğeri güçlendiren , karaciğer hücrelerine direk etki
    gösteren bir madde olduğunu ortaya koymuştur. Önceleri sadece Almanya’da daha sonraları ise
    Avrupa’nın birçok ülkesinde yapılan klinik çalışmalarda ;kronik hepatit dahil , aşırı alkol ve bazı ilaçların neden olduğu safra yolu iltihabı siroz ve karaciğer hastalarında da bu maddenin oldukça etkili olduğu belirlenmiştir.

    İÇERİĞİ Tohumları sabit yağ, nişasta, tanen ve flavonolignan türevi bileşikler , silimarinler ( silibin,
    silidianin, silikristin ) içermektedir.

     Devedikeni tohumunun faydaları

    *   Karaciğerdeki toksin maddelerin parçalanıp, atılacak hale gelmesine yardımcı olur. Yani
    karaciğer hücrelerinin oluşmasını ve onların zarar gören hücrelerin yerini almasını sağlar.
    *   Alkolün çok tüketilmesi sonucu oluşan siroza karşı etkilidir.
    *   Sigara içen kişiler için önemlidir, sigara, alkol ve kirli hava ile alınmış olan serbest radikalleri
    etkisisz hale getirir. Hepatit, sarılık ve karaciğer iltihabı problemlerinde faydalı olabilir. Yapılan
    klinik çalışmalarında , silimarinin ‘in özellikle alkole ve kimyasal kaynaklı ( çok ilaç üretimi , çok
    yağlı yemek tüketimi v.b. ) karaciğer hasarlarına ve viral hepatite ( virüsün meydana getirdiği )
    karşı etkili olduğu anlaşılmıştır.
    *   İyi bir kan temizleyici olup, sedef ( psoriasis ) hastalığında fayda sağlayabilir. Sedef
    hastalığınınkaraciğerle ilişkisi , karaciğerin temel görevi olan kanı filtre ( süzme ) etkisine
    bağlıdır.
    *   Safra kanalları iltihabı ( kolanjit ) ve hamilelikte safra akımının kesilmesi üzerine iyileştiricidir.
    *   Silimarin, karaciğere zarar veren bir enzim olan leukotriene ‘lerin oluşumunu engelleyicidir.
    *   Böbereklerin daha iyi çalışmasına katkıda bulunarak idrar yollarındaki problemlerin
    giderilmesinde olumlu katkılar sağlar.